Türk Medeni Kanunu’nun 161. Maddesinde ‘Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. ’denilmek suretiyle; zina fiili işleyen eşe karşı boşanma davası açılma süresi ve bu davayı kimin açabileceğini belirtmektedir.
Zina Aldatma nedeniyle ne zaman dava açabilirim?
Kanun 6 aylık süreyi zinanın öğrenilme anından itibaren başlatmakta, 6 aylık süreçte öğrenmediyseniz öğrenmeniz, zina olayından itibaren 5 yıllık zaman dilimi içerisinde gerçekleşirse yine size aynı dava açma hakkını vermektedir. Yani diyelim ki olayı 15/04/2024’te öğrendiniz 15/10/2024 son dava açmak için olan tarihinizdir. Bundan sonra dava açmanız karşı tarafın olayı bu tarihte öğrenmiş diyerek kanıtlaması durumunda davanız reddolacaktır.
Ama diyelim ki zina olayı 15/04/2018 yılında olmuş ve sizde bunu 15/04/2022 tarihinde öğrendiniz o zaman 5 yıllık süre sona ermediği için dava açmak için süreniz devam etmektedir. Ama artık olayı öğrendiğiniz için 15/10/2022 tarihine kadar davanızı açmanız gereklidir.
Zina olayı öğrendiğinizden itibaren 6 aylık süreçte dava açmazsanız, 6 aylık süre geçtikten sonra dava açma hakkınızı kaybedersiniz. Bu durumu karşı taraf süresel olarak ortaya yazışmalarınız ile ortaya koyarsa açmış olduğunuz boşanma davası reddolur. Bu davayı haklı olarak açabilecek olacak eş zinayı yapmayan, kusursuz olan eştir. Zina yapan eş, kusurlu olduğundan işbu davayı açamaz. Kusurlu olan eş boşanma davası açarsa boşanma isteğinin reddine karar verilerek, boşanma davası reddolur.
Aldatan eş affedilirse aldatmaya / zinaya dayalı boşanma davası açılabilir mi?
Kanun maddesinde açıkça afdeden eşin dava hakkının olmadığı belirtilmiştir. Yani eşinizin sizi aldattığını öğrendiğiniz ve üzerinden 6 ay geçti dava açmadınız bu durumda dava hakkınız düşer ve kanun kapsamında affetmiş sayılırsınız. Affettiğiniz durumda da zinaya dayalı olarak boşanma davası açamazsınız.
Kanun hangi fiiler aldatmadır? Kanun hangi fiileri zina sayar?
Eşlerin evlilik birliği içerisinde olan yükümlülüklerine bakıldığında en önemlilerinden birisi sadakat borcudur. Sadakat borcu da sadece evlilik birliği içerisinde bulunduğunuz eşiniz ile duygusal ve cinsel birliktelik yaşayabileceğiniz bir durumdur. Bu durumda eşlerin evlilik birliği dışında buluna kadın/erkekle duygusal anlamda mesajlar telefon konuşmaları fotoğraflarda yakınlık kurulması, cinsel birliktelik yaşanması, gece geç saatlerde ya da gün içerisinde sürekli uzun süren dakikalarla telefon görüşme kayıtlarının bulunması, birbirlerine kendilerine müstehcen fotoğraf paylaşmaları, başka bir kadından ya da erkekten çocuk sahibi olunması da sadakat borcuna aykırılık oluşturmaktadır. Mahkeme bu durumlarda deliller ile desteklendiği durumlarda zinayı yerinde görürse karşı tarafında az kusurlu/ hiç kusursuz olduğuna kanaat getirirse o zaman boşanmaya karar verir.
Aldatmadan Zinadan dolayı tazminat alabilir miyim?
Aldatmadan dolayı karşı tarafa dava açan eş, aldatmayı kanıtladığı zaman bundan dolayı maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Mahkemede evliliğin kaç yıl sürdüğü kişilerin bu olay nedeniyle nasıl yaraladığını (misal psikolojik olarak tedavi görmek zorunda kalmak destek almak durumunda olmak) gözönüne alarak kusursuz/ az kusurlu olan eşe tazminat verebilmektedir.
Aldatmadan dolayı nafaka bağlanır mı?
Talep edilmesi halinde aldatma olayı kanıtlanmışsa hakim ekonomik durumlara göre bu konuda karar verebilmektedir.
ALDATMA/ZİNA İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/4133 E. , 2020/4617 K. Sayılı Kararında;
‘davacı kadının zinaya dayalı boşanma davasının TMK 161. maddesinde belirtilen dava sebebinin öğrenilmesinden başlayarak 6 ay içerisinde açılmadığı, kadının açıkça zina sebebine dayanmadığı gibi zinanın kanıtlanamadığından bahisle reddine; erkeğin kadının güven duygusunu sarsacak bir şekilde başka bir kadınla dost hayatı yaşamış olması gerekçesiyle TMK 166/1 maddesi uyarınca evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı erkeğin N.D. adlı kadınla uzun süreden beri devam eden birlikteliğinin olduğu, N.D. ile cinsel birliktelik yaşadığı, N.D.’nin erkekten ayrılmak istediği fakat erkek tarafından kabul edilmemesi ve erkek tarafından tehdit edilmesi üzerine davacı kadından yardım istediği, kadının bu birlikteliği 2014 yılının Aralık ayında bu şekilde öğrendiği ve 20.02.2015 tarihinde boşanma davasını açtığı yapılan yargılama ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Kadının zina eylemini 2014 Aralık ayında öğrendiği ve dava dilekçesini 20.02.2015 tarihinde verdiği anlaşıldığına göre, hak düşürücü süre geçmiş sayılmaz. ’
Yani işbu kararında aldatmanın öğrenilme tarihini aldatılan eşe diğer kadının haber vermesi itibariyle haberdar olduğu ve dava açma süresinin bu kadının diğer kadına haber vermesi olayının baz alınarak hesaplanacağına dikkat çekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/6633 E. , 2020/443 K. Sayılı Kararında;
‘’davalı erkeğin, evlilik devam ederken yabancı uyruklu bir kadın ile ilişkisinin olduğunu, eşine karşı sadakatsiz davrandığını ancak zinanın dava tarihinde devam ettiğinin ve halen sürdüğüne ilişkin kesin kanıtlar bulunmadığı belirtilerek, kadının zina davasını ispatlayamadığı kabul edilmiş ise de, gerek tanık olarak dinlenen ortak çocuk Altay, gerek ise diğer tanık …’ın beyanları dikkate alındığında davalı erkeğin dava açıldığı tarihe kadar başka bir kadınla yaşamaya devam ettiği davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflardan ve tanık anlatımlarıyla anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı kadının zinaya dayalı boşanma davasını ispatladığının kabulü gerekir. O halde davacı kadının zinaya dayalı (TMK m. 161) boşanma davasının kabul edilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmadığı ” gerekçesi ile bozulmuş, ’
Yani işbu kararında aldatma olayının dava açılma sürecinde de davalı eşin başka kadınla yaşadığının tanık anlatımları ile sabit olmasından dolayı aldatmanın meydana geldiğini söyleyerek boşanma davası açan kadının davasının haklı olduğunu ve boşanmaya karar verilmesi gerektiğini işaret etmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/3400 E. ,2022/6175 K. sayılı kararında;
‘’Yargılama ve toplanan delillerden ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere erkeğin sabah erken saatlerde başka bir kadının evine gittiği anlaşılmaktadır. Erkeğin sabahın erken saatlerinde başka bir kadının evine gitmesi, meşru bir amaçla olduğu sabit olmadıkça zinaya delalet eder. Davalı-karşı davacı erkeğin zinası kanıtlanmış olup bölge adliye mahkemesince erkeğin bu eyleminin güven sarsıcı davranış kabul edilmesi doğru görülmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşı davalı kadının zina (TMK m. 161) hukuksal sebebine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kadının zina hukuki sebebine dayalı davasının reddine hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. ’
Yani işbu kararda, davalı erkek eşin her sabah başka kadının evine gitmesini normal olmayan bir durum olarak kabul ederek, davalı erkek eşin aldattığına dolayısıyla zinanın olduğunu belirterek boşanmaya karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/3327 E., 2021/4767 K. Sayılı kararında;
‘ davalı-davacı kadının başka bir erkek ile cinsel olarak yakınlaştığı ancak cinsel birleşmenin ispatlanamadığından bahisle, erkeğin zina hukuki nedenine dayalı davasının reddine karar verilmiştir. Zinanın varlığı erkek tarafından dosyaya sunulan fotoğraflar, davalı-davacı kadının telefon kayıtları ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sübut bulmuştur. Öyleyse, erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. ’
Yargıtay işbu kararında; davacı erkek eşin davalı kadın aşin cinsel birlikteliğini ispatlayamamış olmasına rağmen, dosyaya sunulan fotoğraflar telefon kayıtları ve tanık beyanlarının aldatmayı açık şekilde göstermesi nedeniyle aldatma nedenine dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi gerektiğini söylemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/794 E., 2021/2440 K. Sayılı kararında;
‘davacı-davalı erkeğin dosyaya sunduğu ses ve mesaj kayıtlarının hukuka uygun şekilde elde edildiğinin kanıtlanamadığından ve kayıtların hukuka aykırı delil olduğundan bahisle, erkeğin boşanma sebebine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Davalı-davacı kadın erkeğin dosyaya sunduğu kayıtların hukuka aykırı olarak elde edildiğini ispatlayamamıştır. Mesaj kayıtlarının elde edilişi hukuka uygun olduğu gibi, zinanın varlığı dosya kapsamındaki tanık beyanları ve diğer delillerle de sübut bulmuştur. Öyleyse, erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. ’
Yani işbu kararında; davacı erkek eşin mesaj kayıtlatını hukuka uygun olarak dosyaya sunarak kanıtladığı ve tanık beyanlarıyla da aldatmayı olayını ortaya koyması nedeniyle boşanmaya karar verilmesi gerektiğini söylemiştir.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2021/1093 E., 2021/2672 K. Sayılı ilamında;
‘zina gibi özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında; evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu husus nazara alınmadan, davacı erkeğe kusur izafe edilmesi doğru olmamakla beraber verilen boşanma kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan boşanma kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle onanması gerekmiştir.’
Yani işbu kararında; aldatma özel nedenli bir boşanma sebebi olduğundan sadece aldatmanın kanıtlanması durumunda tarafların karşılıklı kusur oranlarının kıyaslaması yapılmayacağını dikkat çekmiştir. Aldatmanın kanıtlanması boşanma için yeterlidir.