Türk Medeni Kanunu’nun 163. Maddesinde ‘Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.’ denilmek suretiyle eşlerden birinin suç işlemesi (birini öldürmesi, annesi ya da babasını yaralaması vb.), haysiyetsiz hayat sürmesi (hayat kadını gibi davranması, insan pazarlaması vb. ) sebeplerine dayanarak HER ZAMAN bu davayı açabilmektedir.
Ancak suçun evlilik birliği içerisinde meydana gelmesi ya da evlilik öncesinde meydana gelmiş ve diğer eş tarafından biliniyorsa diğer eş için onunla yaşanmasını çekilmez hale getirmesi gerekmektedir.
Hangi suçlar nedeniyle eşimi boşayabilirim?
Cinsel içerikli suçlar, dolandırıcılık, sahtecilik vb. suçlarda daha detaylı için bir avukatla görüşmeniz gerekir. Suçun işleniş şekli eşin suçun içerisinde hangi pozisyonda yer aldığı vb hususlarda konuyu değerlendirebilmek için bilinmesi gereken şeylerdendir.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2015/13025 E. , 2016/3369 K. Sayılı kararında;
‘Küçük düşürücü suç işlemenin Türk Medeni Kanununun 163. maddesi hükmüne göre boşanma sebebi olabilmesi için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden tarafların, davalının işlediği suç tarihinden sonra evlendikleri anlaşılmaktadır. Bu halde; Türk Medeni Kanununun 163. maddesindekiboşanmakararı verilebilmesi için gerekli “işlenen suç nedeniyle diğer eş için birlikte yaşamanın beklenemez hale gelmesi” koşulu gerçekleşmediğinden mahkemece davacının davasının reddine karar vermek gerekirken; kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.’
Bu kararda eşinizin bir suç işlediğini biliyor ve yine onunla evleniyorsanız, eşim suç işlemişti diyerek daha sonrasında boşanabilmeniz için o suç nedeniyle birlikte devam etmenizin beklenememesi gerekmektedir.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2014/20560 E. , 2015/4947 K. Sayılı kararında;
‘’Davalının, on iki yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu, suçu sabit görülerek bundan dolayı ceza aldığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Mahkemece, “davalının bu suçu bir kere işlemiş olmasının tek başına boşanmaya neden olmayacağı vicdani kanaatine varıldığı, bu durumun evliliği diğer eş bakımından çekilmez hale getirdiğinin ispatlanması gerektiği, bu yolda delil getirilmediği” gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Dava Türk Medeni Kanununun 163’üncü maddesinde yer alan “küçük düşürücü suç işleme” sebebine dayanılarak açılmıştır. İşlenen suçun niteliğine göre davacının dava açması karşısında onunla birlikte yaşaması kendisinden beklenemeyeceği açık ve tartışmasızdır. Boşanma sebebi gerçekleşmiştir. Davanın kabulü gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir.’
İşbu kararda eşiniz hakkında cinsel tacizden dolayı ceza almış olması durumunda bu durumun tarafınızca eşinizle birlikte yaşamanız beklenemez nitelik kazandığından eşinizin taciz dosyasından dolayı ceza alması durumunda bu nedene dayalı olarak boşanabilirsiniz.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2022/5409 E. 2022/6140 K. sayılı ilamında;
‘davalı erkeğin iş bu dava tarihinde suç işleme amacıyla örgüt kurma, yönetme, dolandırıcılık, sahtecilik suçların nedeniyle ceza evinde olduğu, her ne kadar dava devam ederken cezaevinden tahliye olmuş ise de, temyiz inceleme tarihi ile bu suçtan mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla birlikte erkeğin dosyaya eklenen müddetnamesinden 2012 yılında yine aynı suçları işlediği ve ceza aldığı anlaşılmaktadır. Bu halde boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin olumsuz yaşantısı, ceza evine girip çıktığı, işlediği suçların niteliği, tanık beyanlarından davalı erkeğin etrafta kendisiyle ilgili dolandırıcılık yaptığı şekilde anılmasına
sebep olduğu, evlilik birliği devam ederken de evine düzenli gelip gitmediği, boşanmaya neden olan olaylarda davalının tam kusurlu olduğu, evlilik birliğinin bu şekilde temelinden sarsıldığı, devamında taraflar ve toplum için bir yararın kalmadığı, kadının birliği devam ettirmeye zorlanamayacağı, bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu kadının davasının reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. ’
Bu kararda erkek olan eşin ısrarlı bir şekilde suç işlemeye devam etmesi durumunda kadın eşin bu sebebe dayalı olarak artık bu kişiyle birlikte olmak istememesinin normal olduğunu ve bu sebebe dayalı olarak mahkemenin boşanmaya karar vereceği nettir.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin2011/22536 E., 2012/17686 K. Sayılı ilamında;
‘’Davacı kocanın boşanma davası münhasıran “haysiyetsiz hayat sürme” sebebine (TMK m. 163) dayanmaktadır. Haysiyetsiz hayat sürmenin varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için; eşin, sosyal hayatta toplumun genel değer yargılarıyla çatışan, olumsuz nitelikte kabul edilen davranışının süreklilik göstermesi ve bu davranışın diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi gereklidir. Süreklilik göstermeyen bir defalık bir davranış; Türk Medeni Kanununun 166. maddesindeki evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumu için yeterli olabilirse de, haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı için yeterli değildir. Davalı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı kadının gerçekleşen bu davranışı, davacı koca bakımından birlikte yaşamayı ondan beklenemez duruma getirmiş ise de; sürekliliği olmadığı anlaşıldığından; haysiyetsiz hayat sürme ile Türk Medeni Kanununun 163. maddesindeki boşanma sebebi sabit kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.’
İşbu kararda haysiyetsiz hayat sürme olarak nitelendirilebilecek bir şeyin toplumun kurallarına ters olması ve bu eylemin/ davranışın sürekli olarak tekrarlanması durumu ile karşı eş için bunun kaldırılamaz olmasının gerektiğine dikkat çekmiştir. Yukarıda eşin sadakati sarsıcı eylemleri süreklilik taşımadığından haysiyetsiz hayat sürme maddesine dayalı olarak boşanma davasının kabul edilemeyeceğini belirtmektedir. Bu karar sadece sürekli tekrar eden eylemden kaynaklı olarak bu maddeye dayalı olarak boşanma konusunu irdelemektedir. Ancak bu tarz durumlarda genel sebebe dayalı olarak boşanma davası açılabileceğini belirtmekte fayda var.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2011/1829 E., 2011/23825 K. Sayılı ilamında;
‘Haysiyetsiz hayatın varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerekir. Davalı-davacı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı toplanan delillerle ve dinlenen tanık beyanlarıyla anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu eylem koca bakımından, eşiyle birlikte yaşamayı çekilmez hale getirirse de haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilemez. ’
İşbu kararda yine haysiyetsiz yaşam sürmenin süreklilik arz etmesi hususuna dikkat çekilmiş süreklilik taşımaması durumunda bu sebebe dayalı olarak açılan boşanma davasında boşanmaya karar verilmeyeceğine dikkat çekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/3225 E. , 2014/15341 K. Sayılı kararında;
‘Haysiyetsiz hayattan söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması ve bu şekilde yaşamanın az veya çok devamlılık göstermesi gerekir. Davalı-davacının başka erkeklerle cep telefonu ve sanal ortamda çok sayıda görüşmeler yaptığı, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı-davacının gerçekleşen bu davranışları ve toplanan deliller haysiyetsiz hayat sürdüğünü kabule yeterli görülmemiştir. ’
Bu kararda kadın eşin başka erkeklerle görüşmesi süreklilik arz etmemesi nedeniyle haysiyetsiz hayat sürme nedenine dayalı olarak boşanma davası için yeterli görmemiştir.