Türk Medeni Kanunu’nun 162. Maddesinde ‘Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. ‘ denilmek suretiyle eşlerin birbirlerinin hayatlarına kast etmesi (yaralaması, öldürmeye teşebbüs etmesi, dövmesi vb.), pek kötü davranış (ters ilişkiye zorlaması vb.), onur kırıcı davranışta (topluluk içerisinde ağır sözlerle aşağılaması, alay etmesi, küçük görülmesi vb.) bulunması durumunda diğer eşin 6 ay içerisinde bu duruma dayanarak boşanma davası açabileceğine dikkat çekmiştir. Yine bu süre öğrenme tarihi ile olayın oluş tarihinin sonradan öğrenilmesi durumlarına istinaden 5 yıllık geniş süre ile de düzenlenmiştir. Bu tarz davalarda tanık delili önemli olduğu gibi, şiddet olayı gerçekleştiğinde ilgili makamlara başvurarak darp raporu almak ve yetkili yerlerde ilgili şikayetlerin yapılmasında oldukça önemlidir.
Eşin öldürmeye çalışması boşanma sebebi midir?
Tabi ki de. Can güvenliği olmayan kimsenin aile birliğine devam etmesi beklenemezdir.
Eşin dövmesi boşanma sebebi midir?
Evet boşanma sebebi olup, bunlarla ilgili karakola şikayet edip darp raporu alıp şikayetçi olmanız ve devamında da bu hususlarla ilgili olarak boşanma davanızı süresinde açmanız gerekmektedir. Bu işlemlerin bütünlük içerisinde takip edilmesi oldukça önemlidir. O nedenle bu tarz davalarda avukat ile hareket etmek hem kendinizi koruma hem de haklarınıza zarar gelmemesi için önemlidir.
Eşin ters ilişkiye zorlaması boşanmak için yeterli midir?
Tarafınızın rızası olmadan eşinizin ters ilişkiye anormal cinsel birlikteliğe tarafınızı zorlaması ve bu durumun sizin için işkence zülüm boyutunda olması durumunda boşanma için yeterlidir. Ancak bu durumun da kanıtlanması gerekmektedir. Zira bu olay yaşandıktan sonra boşanmakta istiyorsanız derhal resmi mercilerden ilgili şikayetleri yapıp, hastaneden bu husula ilgili olarak rapor alınması gerekmektedir. Bunun haricinde yazılı olarak bu durum eşiniz tarafından bir şekilde kabul edilmişse de bu durumda delil olarak kullanılabilmektedir. Ancak hastaneden raporunuzun olması boşanma sürecinde işinizi daha kolay hale getirecektir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/25102 E. , 2015/10482 K. Sayılı kararında;
‘davalı erkeğin, davacı kadına fiziksel şiddet uyguladığı gibi mahkemenin de kabulünde olduğu üzere boşanmaya neden olan olaylarda eşine ters ilişkide bulunan davalı erkek tamamen kusurludur. Davalı erkeğin boşanmaya neden olan kusurlu davranışları, davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Kadının ters ilişki kurulmasına ilişkin eylem nedeniyle koca aleyhine ceza kovuşturması yapılması için şikayette bulunmaması boşanma davasında kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesine engel değildir. Durum böyleyken, davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata(TMK mad. 174/2) hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. ’
Yani işbu kararda; hem şiddetin hem de ters cinsel ilişkinin varlığından söz edilmiştir. Ancak kadının savcılığa ters cinsel ilişki ile ilgili olarak şikayetçi olmaması nedeniyle manevi tazminat hakkının ortadan kalkmadığından bahsetmektedir. Kadın manevi tazminata hak kazanmaktadır.
Eşin herkesin yanında kötü sözler söylemesi, küfretmesi boşanmak için yeterli mi?
Evet eşin herkesin yanında gururu incitecek, sürekli aşağılaması boşanma davası açmak için yeterlidir. Ancak bunun için deliller ile bunu desteklemek gerekecektir. Bu olaya şahit olan kişilerin tanıklığı bu dava için önem arz etmekle beraber, aşağılama fiiline ilişkin görüntü ve ses kayıtları da bu dava için önem arz edebilecektir.
HAYATA KAST,PEK KÖTÜ MUAMELE,ONUR KIRICI DAVRANIŞ YARGITAY KARARLARI:
Yargıtay 8. hukuk dairesi 2016/19287 E., 2019/5440 K. sayılı kararında;
‘Hakim, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK mad. 236/2). Hayata kast nedeni ile boşanma sebebi kanunda, eşlerden birinin diğeri tarafından hayatına kastedilmesi halinde boşanma davası açabileceği şeklinde düzenlenmiştir (TMK mad. 162/1). Yasa maddesinin kanunda düzenlendiği yer ve kenar başlığından açıkça anlaşılacağı gibi, zina ve hayata kast nedeniyle boşanma kararının eşin alacak talebine etkisi, edinilmiş mallara katılma rejimine (TMK mad. 218-241) özgü ve sadece artık değere katılma alacağı (TMK m. 236) için söz konusudur. Bir başka anlatımla, mal ayrılığı rejimindeki katkı payı alacağı ve edinilmiş mallara katılma rejimindeki değer artış payı alacağı (TMK mad. 227) için, TMK’nin 236/2. maddesi uygulama alanı bulmaz.
hayata kast nedeni ile boşanmanın gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde davacının artık değere katılma alacağının tümü ile kaldırılması mı yoksa azaltılması mı gerektiğinin toplanan ve toplanacak deliller, dosya kapsamı karşısında tespit edilmesi ve oluşacak duruma göre hüküm kurulması olmalıdır. ’
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 2017/2420 E., 2019/750 K. Sayılı Kararında;
‘”hayata kast” ifadesi ile eşini öldürme girişiminde bulunmak, onu intihara zorlamak gibi eşlerden biri tarafından diğerinin hayatına karşı yapılmış acı sonuç doğuran davranışlar kastedilmektedir (Akıntürk/Ateş, s. 249; Dural, M./Öğüz, T./Gümüş, M.A: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Şubat2019,s.110).
“Pek kötü davranış”; eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır. Dövme ve fiziksel şiddet uygulama, evden kovma, aç bırakma, anormal cinsel ilişkiye zorlama gibi davranışlar pek kötü davranışa örnek olarak gösterilebilir. İşlenen fiilin devamlılık arzetmesi zorunlu olmamakla birlikte pek kötü davranış eyleminin zülüm ve işkence boyutunda olması gerekmektedir (Gençcan, s.184).
tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladığı dönemde davacı-karşı davalı erkeğin ortak çocuk Yağmur’u görmek için müşterek haneye gittiği, kapının girişinde tarafların tartışmaya başladıkları, karşılıklı itiş kakış yaşandığı, erkeğin içeri girip eşini yatak odasına götürerek koluna vurduğu, saçını çektiği ve tanık ifadesine göre erkek eşin elinde bir yumak saç kaldığı, bu olay nedeniyle Silifke Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1276 E., 2013/198 K. sayılı dosyasında tarafların yargılanarak ceza aldığı, bu olaydan iki gün sonra da davalı-karşı davacı kadının boşanma davası açtığı, diğer yandan erkeğin eşini etrafta “ahlâksız, içkici” gibi sözlerle kötülediği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davalı-karşı davacı kadının ceza dosyasına konu fiziksel şiddet eylemi nedeniyle eşini affettiğine dair herhangi bir delil de bulunmamaktadır.
O hâlde, davacı-karşı davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulaması ve sarf ettiği hakaret sözcükleri dikkate alındığında bu eylemlerin onur kırıcı davranış sayılacağı, dolayısıyla TMK’nın 162. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu ve kadın eşin karşı davasının kabulü gerektiği belirgindir. ’
Yani işbu kararda kötü davranış olarak nitelendirilen davranışın sürekli tekrar etmesi değil, bir kez olmasıyla beraber işkence boyutunda olmasını boşanma için yeterli saymıştır. İşbu yargıtay kararında da karşılıklı boşanma davası olan eşlerin davacı babanın ortak çocuğu görmeye gittiği esnada davalı anneye şiddet uygulaması neticesinde davalı annenin şikayetçi olduğu ve davacı babanın ceza aldığı ve bu nedene dayalı olarak davalı annenin yeni bir dava açarak şiddet görmesi durumuyla ilgili olarak dava açması durumunda mahkemenin boşanmaya karar vermesini yerinde görmüştür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/13788 E.,2018/4030 K. Sayılı kararında;
‘davalı erkeğin eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, en son olayda da davacı kadını bıçak doğrultarak “Seni keserim” diye tehdit ettiği ve üzerine yürüyerek yumrukları ile darp ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen koşullar gerçekleşmiştir. O halde, pek kötü davranış sebebiyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken, ’
İşbu kararda da kadının darp edildiği resmi makamlara yansımış ve mahkemede bu delillere itibar ederek Davacı kadının boşanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/594 E. , 2022/3186 K. Sayılı kararında;
‘Davalı erkeğin, ilk derece mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarından olan eşine karşı fiziksel şiddet uygulama vakıası onur kırıcı davranış niteliğindedir.’
İşbu kararda fiziksel şiddetin bu boşanma sebebine dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi için yeterli olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2012/4316 E., 2012/22373 K. Sayılı ilamında;
‘Davalının zaman zaman eşine ve çocuklarına fiziki şiddet uyguladığı, eşine “mayası bozuk, sütü bozuk, şeytan tabiatlı ” şeklinde sözler sarfettiği, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalının gerçekleşen bu davranışlarının, davacının vücut bütünlüğünü ve onurunu ağır biçimde zedelediği, sağlını ve ruhsal bütünlüğünü bozduğu tartışmasızdır. Bu bakımdan açıklanan davranışlar pek kötü ve onur kırıcı davranış niteliğinde olup, Türk Medeni Kanununun 162. maddesindeki boşanma sebebini oluşturur. ’
İşbu kararda kadının erkek eş tarafından sürekli hakarete maruz kalması ve bunun da tespiti yasal mercilerce sağlandığı durumda kadının sağlık ve ruhsal bütünlüğünü bozduğunu belirterek boşanmaya karar verileceğine dikkat çekmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2420 E. 2019/750 K. sayılı ilamında;
‘onur kırıcı davranış” ise , eşlerden birinin diğerine hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır (Dural/Öğüz/Gümüş: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Şubat 2019, s.111). Ayrıca her türlü onur kırıcı davranış değil, ağır derecede onur kırıcı bir davranışın boşanma sebebi sayıldığı da bilinmelidir.
Hemen belirtilmelidir ki, diğer eşin hayatına kast eden veya pek kötü ya da onur kırıcı davranışta bulunan eşin bunu kasten işlemesi ve ayırt etme gücünün bulunması gerekmektedir. ’
Bu kararda onur kırıcı davranış olarak nitelendirilen eylemin/davranışın bu eylemi gerçekleştiren eş tarafından kasten yapılması gerektiği ve ayırt etme gücünün bulunması gerektiğine dikkat çekmiştir. Yani akli melekeleri akıl sağlığı yerinde olmayan eşin hakaret etmesi durumunda kanun kapsamında ayırt etme gücü olmadığından bahisle bu sağlıksız kişinin eylemlerini onur kırıcı davranış olarak nitelendirilmeyecektir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/13850 E. , 2016/5358 K. Sayılı ilamında;
‘davalı erkeğin eşine sürekli ve ağır fiziki şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Fiziki şiddet uygulamaktan hakkında ceza davası ikame edilmiş ve mahkum olmuştur. Davalının eşine yönelik bu eylemleri pek kötü muamele ve onu kırıcı davranış oluşturur. Bu sebeple Türk Medeni Kanununun 162. maddesindeki boşanma sebebi oluşmuştur. Esasen kocanın bu eylemleri mahkemece de sabit kabul edilmiş, ancak eylemlerin Yasanın 162. maddesinin aradığı yoğunlukta olmadığını, bu sebeple özel boşanma sebebinin oluşmadığını belirterek davacı kadının davası reddedilmiştir. Sürekli ve ağır fiziki şiddet, buna maruz kalan eş bakımından “pek kötü muamele” eylemini oluşturur niteliktedir.’Yasanın 162. maddesinde yer alan boşanma sebebinin oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının kabulü gerekirken, reddi doğru bulunmamıştır.’
Bu kararda eşin fiziksel şiddet gördüğü ve erkek eşin bundan dolayı yargılanarak ceza mahkemesinde şiddet nedeniyle ceza aldığını sabit olduktan sonra buna dayalı olarak kadının pek kötü muamele görüyorum diyerek boşanmanın özel sebebine dayalı olarak açmış olduğu boşanma davasında boşanmalarına karar verilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.