Mirastan mal kaçırma davası, miras bırakan kişinin ölmeden önce bazı kişilere aslında bağışlama niyetinde olduğu taşınır ya da taşınmazları satış göstererek devretmektedir. Bu durum diğer mirasçılarca farkedilmekte ve mirasbırakanın ölümünden sonra diğer mirasçılar tarafından bu satışların gerçek bir satış olmadığı mirasbırakanın mirastan kaçırma amaçlı olarak bu işlemleri yaptığını kanıtlayarak malların mirasa geri katılmasını sağlanmasına yöneliktir. Hukuki anlamda bu durum “muris muvazaası” olarak adlandırılmaktadır.
Miras bırakan kişi, kendisine ait olan bir taşınmazını çocuklarından sadece birine tapu müdürlüğünde satar gibi gösterip aslında bağışla iradesi taşımakta olabilir. Diğer mirasçılar, bu işlemin gerçekte bir satış işlemi olmadığını, aslında mirasbırakanın bağış amacıyla yani mal kaçırma amacıyla bu devir işlemi yapıldığını kanıtlaması durumunda, tapu iptal ve tescil davası açılarak hakkını arayabilmektedirler. Bu tür davalarda şahit ifadeleri, satışa konu olan taşınmazın satış anı işlem tarihleri, ödeme dekontları vb. deliller büyük önem taşımaktadır.
Yargıtay kararlarına göre, mirasçılar arasında eşitliğin bozulmasına neden olan hileli işlemler iptal edilebilmektedir. Bu tarz davaların sonucunda hile kanıtlanmış ise davaya konu olan mal, tüm mirasçılar arasında yasal mirasçılık paylarına göre yeniden paylaştırılmaktadır.
Mirastan mal kaçırma davaları oldukça hassas ve teknik konular içerdiği için mutlaka alanında uzman bir avukatla yürütülmesinde fayda vardır. Aksi halde hangi delillerin işinize yarayacağını bilmeden hangi delilleri sunacağınızı ve delilleri nerede arayacağınızı bilmediğiniz durumlarda davanız delil yetersizliğinden reddedilebileceği gibi, süresinde açmazsanız davanız zaman aşımı yönünden reddedilebilir.
Sonuç olarak, mirastan mal kaçırma davaları, miras hakkını korumak ve adil paylaşımı sağlamak için, mirasçıların haklarının farkında olarak açması gereken davalardandır.