
Doktor hatası veya mal praktis tazminat davaları, günümüzde hastanelerde özel sağlık kuruluşlarında gerek gereklilik nedeniyle gerekse de estetiksel nedenlerle doktorlardan tıbbi olarak kişiler tedavi almaktadır. Misal bir estetik gerçekleştiren doktor tarafından hastanın isteklerine uygun olarak hareket edilmekte ve hastanın beklentisini karşılamak üzerine çeşitli estetik işlemler hastaya uygulanmaktadır. Bazen bu estetik işlemler sırasında doğru yerin tercih edilmemesi yani hastane ortamından bazen hekimin salt kendisinin sürece katılmaması ya da ekibinin doğru şekilde tüm işlemleri gerçekleştirmemesi nedeniyle talep edilen ile işlemden çıkan sonuçlar hastaları memnun etmemektedir. Misal göğüs estetiği olarak seçtiği büyüklükten farklı bir boyutun kişiye uygulanması durumunda yanlış yapılan bir işlemin olduğu aşikardır. Bu hasta bu nedenle doktorunu dava etmek isteyebilir.
İşin farklı bir konumunda da yakınlarını kaybetmiş olan hasta yakınları acıları nedeniyle doktorun tedavi yöntemlerinde çeşitli aksaklıklar olduğundan şüphelenmekte ve doktorun hata yaptığını iddia ederek bu şekilde doktora dava açmak istemektedir. Bu davalar cezai olabileceği gibi hukuki bir dava niteliğinde de olabilmektedir.
Misal hekimin ağır kusuru ya da ihmali olan durumlarda ya da hastanenin gerekli aydınlatmayı ve onamu hastasından yazılı olarak almadığı ya da bir yabancı için onun dilinde tercüme yaptırmadan ameliyat esnasında olabilecek riskleri anlatmadığı durumlarda yani prosedür gereği tüm evraklar yönünde tedavi alacak hastanın tam anlamıyla bilgilendirildiğinin yazılı olarak ortaya konamadığı durumlarda hekimlerin cezai sorumlulukları söz konusu olabilmektedir. Bu tarz durumlarda da herhangi bir belgenin eksikliği durumunda maalesef ki doktorların ceza alması durumu söz konusu olabilmektedir.
Hekim hatası ile komplikasyon kavramı birbirinden farklı olup, kişiler komplikasyonun gerçekleştiğinin bazen farkında olamayarak hekimlere karşı dava açmak istemektedirler. Burada önemli bahsetmek isteriz ki, komplikasyon gerçekleştirilecek tedavinin risklerinden birisinin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkan bir durumdur. Bu noktada önemli olan husus kişinin bu riskler hakkında tedavi öncesinde bilgilendirilmesi ve bu riskleri bildiğini buna rağmen tedaviyi yaptırmak istediğine ilişkin olan yazılı onamının alınmış olmasıdır. Yani bir kişi öncesinde tedavi esnasındaki riskler hakkında bilgilendirilmişse ve tedavi sonrasında da bahsedilen risk komplikasyon meydana gelmişse o durumunda doktorun hatasından bahsedilemezdir. Bu tarz bir durumda doktora karşı maddi manevi tazminat talepli olan bir dosyada ise dosyayı kaybedersiniz.
Malpraktis davaları yani doktor hatasından kaynaklanıldığı düşünülen hukuk davaları açılmadan önce kişiler öncelikle arabulucuğa başvurmalıdır.
Doktor hatası için dava açmadan önce ne yapmalıyım?
Doktor hatasında nasıl dava açarım?
Öncelikle tüm hastanedeki evraklarınızın birer fotokopisini edinmeniz gerekliliği söz konusudur. Daha sonrasında bu evraklar üzerinden uzman bir kişiden konunun malpraktis mi yoksa bir komplikasyondan mı kaynaklandığının görüş elde etmeniz ve elinizdeki veriler doğrusunda hareket etmeniz gerekmektedir. Eğer buradaki uzman görüş mal praktis davasını açabileceğinize ilişkinse öncelikle arabuluculuk sürecine gitmeniz gerekmektedir.
Doktor hatası davasında arabuluculuk sürecinde ne talep edebilirim?
Kişiler şayet tedavi sonrasında ya da sırasında hayatını kaybetmemişse kendilerine bir avukat seçerek arabuluculukta neler isteyebileceğinin farkında olmaları gerekmektedir. Bu tarz durumlarda yanlış olarak geçirdiğinizi düşündüğünüz tedavinin olması gereken gibi olması için harcadığınız masrafları talep edebileceğiniz, bu esnada yeniden tedavi almak durumunda kaldığınız nedeniyle acı çektiğinize ilişkin manevi tazminat yanlış olarak uygulanan tedavi için ödediğiniz bedelin iadesini talep edebilirsiniz.
Doktorum hakkımda malpraktisten arabulucuğa başvuruldu ne yapmalıyım?
Doktorların yaptığı işin zorluğu ve insanlar için hayati önem taşıması nedeniyle hatayı ve riski en aza indirgeyerek hareket etme zorunluluğunun farkında olan insanlardır. Ancak yaptıkları işlemin hastanın kendi talebinden kaynaklandığının ve bu konudaki uygulanacak tedavi yöntemlerinin olduğu hangisinin daha az riskli olduğundan tercih edilmesi gerektiği tercih edilen yöntemde oluşabilecek komplikasyonların varlığına ilişkin hastanın aydınlatılmış onamının kendi dilinde yapılarak alınması ve tedaviden önce muhakkak gerekli konsultasyonların yapılmış olması hastanın konu ile ilgili tedaviyi risklerini bilerek yaptırmak istediğine dair yazılı onamının alınması son derece önemlidir.
Doktorlar tarafından bu hususların hepsi bilinse de bazen doktorlara bu hususlarla ilgili yardımcı olan personellerin gerekli belgeleri imzalatmadan devam etmeleri durumunda konuyla ilgili aksilik yaşanarak doktorlar dava edilebilme durumuna gelmektedir. Tek bir eksikliğin varlığı maalesef ki doktorun aleyhine sonuç doğurabilmektedir. Öteki taraftan malpraktis davası açılmadan önce doktorla ilgili olarak arabuluculuk sürecine başvurulması durumunda doktorun en önce karşı tarafın elinde ne evrak olduğunu kendisinin işlemi gerçekleştirdiği hasta hakkında nasıl bir şekilde dosya tutulmuş olduğunu öncesinde öğrenmesi gerekmektedir. Ayrıca özel hastanede çalıştığı esnasındaki koşullardan ileri gelen bir süreç var ise sürece o hastaneyi de dahil etme noktasında beyanda bulunabilmeniz durumu söz konusudur.Ve tedaviyi gerçekleştirdiği ya da rizikonun meydana geldiği esnada durumla ilgili kendisinin zorunlu tutulduğu poliçesinin olduğu sigorta şirketine başvuru yaparak doğrudan şirketi bilgilendirmesi ve onu da dosyaya taraf olarak ekletmesinin sağlıklı olacağı düşüncesindeyiz.
Öteki taraftan doktorların elindeki belgelerle bir avukattan destek almasının bu durumda oldukça önem arz ettiğini belirtmekte fayda var eğer elinizdeki belgelerde bir eksiklik durumu var ise o zaman arabuluculuk sürecinde doktorlar açısından anlaşmak hukuk dosyası ile yıllarca uğraşmaktan daha sağlıklı olacaktır. Çünkü hukuk sürecine başlayan kişi işin cezai boyutunun da peşine düşmekte ve sizlerin normal hayatınızın akışına etki etmeye çalışmaktadır.
Maalesef uygulamada arabuluculuk sürecinde doktorların kendi başlarına katılım sağlaması elinde o hastaya ilişkin olarak herhangi bir tedavi evrağının araştırmasını yapmamasına rağmen ben yanlış işlem gerçekleştirmemişimdir durumuyla hareket etmesi arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması dolayısıyla da hekim hakkında dava açılmasına sebebiyet vermektedir. O nedenle bu tarz durumla karşılaşan bir doktor muhakkak uzman bir avukatla işi takip etmeli ve neler yapılabileceği noktasında hızlıca davranmalıdır.
Devlet hastanesi doktorunu dava edebilir miyim?
Kamu personeli statüsünde olan devlet hastanesinde çalışan doktoru doğrudan dava edemezsiniz. Zira bu doktorlara devlet bir zarar çıkmasında durumunda kendi rücu ederek sistemi çalıştırmaktadır. Ayrıca devlet hastanesine karşı açılan davalarda idari yargıda tam yargı davası şeklimde görülmekte olup, özel hastanelerde çalışan doktorlara karşı açılan davalardan çok daha farklı ilerlemektedir.
Özel doktoru dava edebilir miyim?
Özel hastanede çalışan doktoru dava edebilir miyim?
Özel hastanede çalışan teşhis ya da tedavisinde yanlış olduğunuza dair dava açmak isterseniz hem hastaneyi hem de doktoru dava edebilmektesiniz.
Doktor hatası Malpraktis davaları zamanaşımına uğrar mı?
Doktor hatası malpraktis davalarında teşhis ya da tedavi esnasında zarar gören hasta için tazminat ödeyecek doktorun bilinmesinden itibaren 2 yıl ve her halde yanlışın yapıldığı günden itibaren başlayarak 10 yıl içerisinde dava zamanaşımına uğramaktadır
Doktor tutanak tutarak kendini çeşitli durumlardan koruyabilir mi?
Bazen hastalar doktorlara ters davranarak doktorun dediğini dinlemez ve yakınları da doktorun gerekli tedaviyi uygulamadığından bahisle doktora dava açmak isterler. Misal bir hasta tetanos iğnesi olması gerektiği doktor tarafından söylenmiş ancak kendisi durumu dikkate almayarak iğneyi olmamış ve muayeneyi terk edip gitmiştir. Hekim muayeneyi terk ettiği gün kendisiyle beraber çalışan kişilerle hastaya gerekli bilgilendirmenin yapıldığı ancak hastanın dinlemeyerek muayeneyi terk ettiğini daha sonrasında kendisi tarafından arandığı ancak kendisine dönüş yapılmadığını tutanakla imza altına almıştır. Sonrasında tedaviyi reddeden kişi tetanos aşısı olmadığından hayatını yitirmiş ve yakınları da hekimin üzerine düşeni yapmadığından bahisle kendisini ihmali olduğundan dolayı cezai ve hukuki dava açma sürecine girmişlerdir. Hekim o gün tanıklarla tuttuğu tutanak sayesinde ceza almamıştır. Bu durum bize açıkça doktorların tuttuğu bir tutanağın bir doktorun görevine devam edebilmesinin önemini gözler önüne sermektedir.