HACİZDE İSTİHKAK DAVASI

Hacizde istihkak davası, istihkak davaları bir malın mülkiyetinin başkasına ait olduğu durumlarda malın geri alınması için açılan davadır. Dolayısıyla bir başka kişinin borcu için haczedilemez olduğuna dair 3. kişinin açmış olduğu bir davadır. Burada dosyanın borçlusu olmayan 3. kişi kendi mülkiyetinde olan malın kendisine geri verilmesini istemektedir.

Anlaşılır olması için bir örnekle açıklamak gerekirse, diyelim ki hakkınızda bir icra takibi başlatıldı ve borçlusunuz, icra takibi kesinleşti ve alacaklı da sizden olan alacağını almak için sizin işyerinize hacze geldi o esnada haciz mahalinde olan bir malın size ait olmadığını sizin borcunuz için haczedilemeyeceğini ve bu malın x kişiye ait olduğunu haciz memurlarına söylüyorsunuz haciz memurlarının bu ifadeyi haciz tutanağınıza geçirmesi önemlidir. Ancak buna rağmen haciz esnasında malları haczeden alacaklı malları yediemine kaldırabilir. Ancak sonrasında haciz edilen bu mallarla ilgili olarak icra dosya borcuyla alakası olmayan ancak mülkiyet hakkı kendisine ait olan malları haczedilen x kişisi icra dosyasına bu mallara ilişkin olarak faturalarını sunarak (tabi ki bu faturalarda malın tespitini kolaylaştırıcı seri numarası vb. Gibi belirgin ifadelerle ortaya konması da gereklidir.) bu malların kendisine ait olduğuna dair itirazda bulunabileceği gibi borçluda bu malların kendisine ait olmadığına dair itirazda bulunabilmektedir. Bu tarz durumlarda icra memuru dosyayı icra mahkemesine göndererek icra takibinin akıbetiyle ilgili olarak karar vermesini beklemektedir.

İcra iflas Kanunun 96. maddesinde; ‘Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir.

İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükütları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.

Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97 nci maddenin 9 uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar.’ denilmek suretiyle kişilerin ne şekilde istihkak iddiaları olabildiğini öncelikle açıklamıştır:

-Borçlu malların 3. kişiye ait olduğunu söyleyebilmekte

-3.kişi hacizde malın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu belirtebilmektedir.

Daha sonrasında ise haciz memurunun bu beyanı tutanağa geçirerek alacaklı ve borçluya bu durumla ilgili olarak istihkak iddiasına itiraz edebilmek için 3 gün süre vermesi durumu söz konusudur. Eğer alacaklı veya borçlu bu 3 günlük süre içerisinde 3.kişinin istihkak iddiasına itirazda bulunmazsa kendiliğinden 3.kişinin yaptığı istihkak iddiasının kabul edildiği anlamına geleceğini belirtmektedir.

Ayrıca 3.kişiye ait olan bir malın kendi borcu için haczedilmiş olduğunu öğrenen borçluda 7 gün içerisinde icra dosyasına istihkak iddiasında bulunabileceği gibi bunu 3.kişide yapabilmektedir. Ancak öğrenen kişinin 7 gün içerisinde istihkak iddiası için icra dosyasına başvuruda bulunmaması halinde bu hakkını kaybedeceği de ilgili kanun hükmünde belirtilmiştir.

İcra iflas kanununun  97. maddesinde; ‘İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikıne karar verir.

İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde icra mahkemesi takibin talikı talebini reddeder.

Takibin talikıne karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır.

Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur.

Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir.

Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.’ denilmekle istihkak iddiasında bulunulması durumunda dosyanın icra memuru tarafından icra mahkemesine gönderildiği ve icra mahkemesinin bu tarz durumlarda takibin devamına ya da ertelenmesine karar vereceğini bunu dosya üzerinden karar vereceği gibi duruşma açmaya da karar vererek tarafları karşısına çağırabileceğine bu hususla ilgili olarak kanaatle durumu değerlendireceğine dikkat çekmiştir.

Fakat aynı zamanda icra mahkemesi yapılan istihkak iddiasının kötüniyetli olduğuna kanaat getirmesi durumunda o zaman icranın devamına karar verebileceğini de belirtmiştir. Eğer bir kişi istihkak iddiasını bir süreci uzatmak ve icrai işlemleri engelleme niyetli olarak yaparsa buna ilişkin olarak karşı tarafın zarara uğraması durumunda mahkeme haksız olarak istihkak iddiasında bulunan tarafın zarara uğrayan karşı tarafına tazminat ödemesine de karar vermektedir.

İcra memuru tarafından istihkak iddiası nedeniyle dosya icra mahkemesine sevk edilir ve oradan da takibin devamına ilişkin olarak bir karar çıkar ise bu durumda istihkak iddiasında bulunan kişi 7 gün içerisinde istihkak iddiası için icra mahkemesinde dava açması gereklidir. Bu 7 günlük sürede dava açılmaması halinde istihkak iddiasında bulunan bu istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılmaktadır.

Anlaşılması gereken tarafınıza ait olan bir mal haczedilmişse bu malla ilgili olarak belirli süreler içerisinde gerekli itirazlarda bulunmayı gerekirse dava açılmasının malınızın size ait olarak kalması için önemli olmasıdır. Bu nedenle bu tarz durumlarda derhal bir avukata başvurarak durumla ilgili olarak hızlıca hareket edilmesi önem arz etmektedir.